Köy Okulları Değişim Ağı, çalışmalarını anlattı

Figen Atalay
Köy Okulları Değişim Ağı’nın kurucusu Mine Ekinci, “köylerin aslında hayallerimizdeki eğitim için büyük bir potansiyel barındırdığını görebiliyoruz. Bu fırsatlardan bazılarını köylerin doğa ile iç içe olması, sınıf mevcudunun az olması, öğretmenin daha kolay inisiyatif alabilmesi, öğretmenin çocuğu ailesi ve tüm çevresiyle birlikte bir birey olarak yakından tanıyabilmesi olarak sıralayabilirim” diyor.

Köylerde ve kentlerde yaşayan çocuklar arasında büyük bir eşitsizlik var. Köyde eğitim denilince ilk akla gelen okullara kitaplar, çocuklara armağanlar yollamak oluyor. Ancak fırsat eşitsizliğinin giderilmesi için köylere yönelik farklı eğitim programlarının geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Köy Okulları Değişim Ağı’nın (KODA) kurucusu ve genel koordinatörü Mine Ekinci ile köy çocuklarını, köy öğretmenlerini ve bu alanda KODA’nın yaptıklarını konuştuk.

– KODA’yı hangi eksikleri görerek kurdunuz? Neyi amaçladınız?

Dünya Bankası tarafından 2010’da yapılan bir araştırmada, Türkiye’de eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin gelir farkından sonra en büyük belirleyicisinin çocukların köy ya da şehirde okuması olduğu ortaya konuldu. Her şeyden önce her çocuğun nitelikli eğitim alma hakkını korumak için köy-şehir arasındaki bu eşitsizliklerin giderilmesi gerekiyor. Köye özgü, yereldeki ihtiyaçlara cevap veren eğitim içerikleri ve ders materyallerinin hazırlanması, köy öğretmenlerinin hem kişisel hem de mesleki olarak güçlendirilmesi, öğretmen adaylarının mezun olmadan önce köyde öğretmenliğe dair uygulamalı eğitimler alması, köylerdeki anne-babaların çocuklarının eğitimlerinde sorumluluk alacak şekilde desteklenmesi ve yereldeki gençlerin, muhtarların meseleye dahil edilmesi en kritik konular. KODA’da köyde yaşayan bir çocuğu merkeze alıp onun etrafındaki yetişkinlere yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Hedefimiz köyde eğitimin niteliğini sürdürülebilir biçimde artırmak.

POTANSİYEL ÇOK

– Kırsalda yaşayan çocukların daha düşük kalitede eğitim alması ne zamandır beri kanıksandı? Bu neden dert edilmiyor?

Sanıyorum bu köye dair oluşturulan ve biraz da romantize edilen algıyla da ilgili. Kentin daima daha iyi olduğunu ve daha iyiyi hak ettiğini düşündüğümüz bir düzlemde köy okulları için de böyle bir karşılaştırma yapmış oluyoruz. Köy, kentlerde yaşayan birçok insan için gidip göremediği, zaman zaman hayalini kurduğu ancak içinde gerçekten ne olduğunu bilmediği bir yer olarak kalıyor. Köyleri tanıdıkça, köylerdeki yoksunlukları görmezden gelmeden fırsatlarına odaklandıkça aslında hayalimizdeki eğitim için büyük bir potansiyel barındırdığını görebiliyoruz. Bizi de bu yolda en çok güçlendiren şey bu oldu. Bahsettiğim fırsatlardan bazılarını köylerin doğa ile iç içe olması, sınıf mevcudunun az olması, öğretmenin daha kolay inisiyatif alabilmesi, öğretmenin çocuğu ailesi ve tüm çevresiyle birlikte bir birey olarak yakından tanıyabilmesi olarak sıralayabilirim. Çoğu zaman köyde eğitim dediğimizde ilk akla gelen kitap göndermek gibi tek seferlik destekler olabiliyor. Ancak bunlar ne yazık ki kalıcı çözümler yaratmıyor. Meselenin çözülemeyecek kadar büyük görülmesi, bireylerin veya kurumların sistematik bir dönüşüme güçlerinin yetmeyeceğine inanarak fiziksel destek veya kısa süreli atölye çalışmalarına yönelmesi sürdürülebilir çözümler için adım atılmasını engelliyor. Tek bir kent profili olmadığı gibi tek bir köy profili de yok. Köyün kendine özgü imkânlarının ortaya çıkarıldığı ve değerlendirildiği, sürdürülebilir ve bütüncül eğitim programlarına ihtiyacımız var. Biz bunları hayata geçirmek için çalışıyoruz.

ÇOK KATMANLI SORUNLAR

– Türkiye’de fırsat eşitliğinden söz etmek mümkün mü?

Eğitim hakkına erişirken tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok katmanlı sorunlarla karşılaşıyoruz. Gelir durumu, kır-kent ayrımı, cinsiyet, dil gibi birçok faktör eğitime erişirken çeşitli eşitsizlikler yaratabiliyor. Bu eşitsizliklerin ortadan kalkması için atılan birçok adım var ancak en az bu adımlar kadar daha adım atmamız gerekiyor. Eğitim çok uzun bir yolculuk. Bu yolculukta çocuğun yalnız kalmaması için aile, okul, öğretmen, kamu kurumları ve STK’ler tüm güçlerini ortaya koyup beraber hareket etmeli. Fırsat eşitliği dediğimiz şey bugünden yarına yaratılabilecek bir imkân değil. Hem bu eşitliğin sağlanması hem de sağlandıktan sonra korunabilmesi için daima aktif olarak çalışmak gerekiyor. Biz bu konuda umutluyuz. Gittiğimiz köylerde, tanıştığımız ailelerde, işbirliği yaptığımız öğretmenlerde, bize kapılarını açan kurumlarda eğitime dair heyecanı ve motivasyonu görebiliyoruz. Eşitsizliğin ortadan kaldırılması için bu motivasyonun en önemli adımlardan biri olduğuna inanıyorum.

TÜRKİYE’YE YAYILACAK

– Orhaneli’nde kurmayı planladığınız “Kırsalda Eğitim ve Ar-Ge Merkezi” ile neler yapılacak?

Kırsalda Eğitim ve Ar-Ge Merkezi bizim köy okullarının kalbi olarak nitelendirdiğimiz bir yer. Şanlıurfa’dan Samsun’a, Muş’tan Malatya’ya kadar Türkiye’nin her yerinden kırsal bölgelerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu merkezde oluşturacağımız örnek uygulamalar ve içerikler Orhaneli’nden başlayarak tüm Türkiye’ye yayılacak. Şimdiye kadar köy öğretmenleri ile yaptığımız eğitimleri Ankara’da ve İstanbul’da öğretmenevlerinde yaptık. Bizim eğitim içeriklerimiz bol bol hareket, sanat, oyun, doğada öğrenme gibi disiplinler arası öğrenme araçlarını içeriyor. Bu eğitim içeriklerine uygun olarak köy öğretmenleriyle ve öğretmen adaylarıyla yaptığımız çalışmaları Kırsalda Eğitim ve Ar-Ge Merkezi’nde yapacağız. Orhaneli’ni seçmemizin en önemli sebeplerinden biri hem kırsalın tüm özelliklerini barındırıyor olması hem de ulaşım açısından büyük avantaja sahip olması. Sabiha Gökçen’e yakınlığı sayesinde Muş’taki bir öğretmenin de İzmir’deki bir öğretmenin de buraya ulaşımı kolay olacak. Öte yandan hem eğitici yetiştirdiğimiz tüm eğitimlerimizi burada yapacağız hem de akademisyenler, eğitim uzmanları, deneyimli köy öğretmenleri ve KODA ekibiyle birlikte köye özgü içeriklerimizi bu merkezde üreteceğiz. Şu anda 21 kişilik bir merkez ekip olarak çalışıyoruz ve ekibimizden beş kişi Orhaneli’ne taşındı. Orhaneli belediyesinin de desteğiyle burada bir ofis açtık ve geçen ağustos ayında da öğretmenlerle ilk kampımızı yaptık. KODA’nın tüm faaliyetlerinin pilot uygulamalarını burada yaptıktan sonra yaygınlaştırma çalışmalarımız da devam edecek.

KÖY ÖĞRETMENLİĞİNE HAZIRLIK

– Bu merkez dışında 2022 projeleriniz neler?

Üniversitelerle yaptığımız işbirliklerini devam ettirecek, öğretmen adaylarını köyde öğretmenliğe hazırlamayı sürdüreceğiz. Kırsal bölgelerde yaşayan ailelere yönelik başlattığımız Kırsalda Aile Çalışmaları programımızı 2022’de farklı bölgelerde uygulayacağız. Mesleğe yeni başlayan köy öğretmenlerinin daha deneyimli öğretmenler tarafından desteklendiği bir programımız var. İsmi Köy Öğretmenleri El Ele. Köylerde yaşayan ortaokul seviyesindeki çocukların iletişim, empati, liderlik gibi becerilerini güçlendirmeyi amaçlayan Sosyal Duygusal Öğrenme programımızı da yine 2022 yılında başlatacağız. Bu zamana kadar ağırlıklı olarak ilkokul öğretmenleriyle çalıştık. 2022’de köylerdeki okulöncesi öğretmenleriyle de çalışmak hedeflerimiz arasında.

Kaynak: www.cumhuriyet.com.tr