Akıllı algoritma ile arı sütü üretimi – Timur Sırt


Timur Sırt

Arı sütü üretiminde kullanılan larvaları el değmeden, görüntü işleme ve makine öğrenmesi teknolojisiyle 0.001 hassasiyetle yapan BeePlant girişimi arıcıların yüksek teknoloji kullanmasını sağlıyor.

Türkiye, sahip olduğu endemik bitki zenginliğiyle arılar için eşsiz bir bitki örtüsüne sahip. Arılar sahip olduğumuz bitki zenginliğinin en değerli ürünü bal ve arı sütünü üretirken, insanın sürece doğal olmayan müdahalesi ürün kalitesini düşürüyor. Teknoloji girişimleri yapay zeka teknolojilerini kullanarak arıcılıkta kalitenin artırılmasında yeni çözümler geliştiriyor. Çoğu zaman bilgiden yoksun, açgözlülükle yapılan müdahaleler işin geleneksel bir parçası gibi algılanıyor. Bu nedenle veri odaklı ve sahip olduğu zenginliğin farkında olan girişimcilerin sayısının artması şart. İş Bankası girişimcilik alanında sürdürülebilirlik ve tarım desteklerini öne çıkaracağını açıkladı. BeePlant girişimi bu alanda örnek girişimlerden biri olarak dikkat çekiyor.

ARI SÜTÜ KALİTESİ ARTTI
Arıcılıkta veri odaklı yaklaşımla çözüm üreten girişimler, elde edilen katma değeri artırıyor. BeePlant girişimi görüntü işleme ve makine öğrenimi gibi yapay zeka teknolojilerini arıcılıkta kullanıyor. BeePlant’ın kurucusu Hakan Aktan, fikrin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor: “BeePlant’ı, doğanın mihenk taşı olan arıları koruyarak sürdürülebilir arıcılık çözümleri üretmek üzere kurduk. Aile arılığımızda yaptığımız denemelerle başlayan yolculuğumuz, arı sütü üretme denemelerimizle devam etti. Arı sütü üretiminin gerçekten çok zor ve tecrübe isteyen bir uğraş olması, bizi tecrübeli bir arıcı olmadan da kaliteli arı sütü üretebilecek bir makine geliştirmeye itti. Arıları korurken çok değerli olan arı sütünün üretilmesini sağlıyoruz. Geliştirdiğimiz görüntü işleme ve makine öğrenmesi algoritmayla arı sütü üretimine en uygun larvaları arı türüne, kovanın sağlık durumu ve bulunduğu hava şartlarına bağlı olarak en uygun larvaları 0.001 hassasiyet ile belirleyip, insan eli değmeden aktarılmasını sağlıyoruz. Sürdürülebilir bir arıcılık için kaç adet larvanın aktarılıp, kovanın devamlılığı için kaç adet larvanın bırakılacağının hesaplandığı bu işlem sayesinde, arı ölümleri önlenmiş oluyor.”

TÜRKİYE ARICILIKTA DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ
Aktan, türkiye’nin kayıtlı 8 milyon kovanla dünyanın en büyük 3’üncü arıcı ülkesi olmasının teknolojilerimizi bu topraklarda geliştirmenin önemini ortaya koyduğunu söyledi. Aktan, “Geleceğin arıcılık teknolojilerini geliştirmek için çıktığımız bu yolda İş Bankası’nın destekleri ile ilk yatırımızı aldık ve ilk yurt dışı satışımızı Azerbeycan’a yapmış bulunmaktayız” dedi.

BİLGİ KİRLİLİĞİ YAŞANIYOR
Tarım ve hayvancılıkta bilgi ve deneyime bağlı olmayan yanlış ve ezber bilgi kirliliği yaşandığını söyleyen Hakan Aktan, şunları kaydetti: “Canlı arılarla çalışmanın oluşturduğu zorlu saha çalışmaları var. BeePlant olarak geleceğin sürdürülebilir arıcılık teknolojilerini geliştirmeye devam etmeyi ve geliştirdiğimiz teknolojileri tüm dünya ile paylaşmayı hedefliyoruz.”

PESTİSİT KULLANIMI HEM ÇİFTÇİYİ HEM DE TÜKETİCİYİ ZEHİRLİYOR
Bilimsel çalışmalar tarımda kullanılan zehirlerin çarpıcı etkisini ortaya koydu. Her yıl tarım çalışanlarının yüzde 44’ü pestisitle zehirleniyor. Zincirin ikinci halkasını ise tüketiciler oluşturuyor
BMC Public Health adlı dergide yayımlanan bir araştırmaya göre, yılda dünyadaki 860 milyon çiftçi ve tarım işçisinin yüzde 44’ü zehirleniyor. 141 ülkeye ait verilerin incelendiği araştırmada pestisit zehirlenmelerinin yol açtığı ölüm sayısı ise yılda yaklaşık 11 bin olarak veriliyor. Veriler tarımda kullanılan pestisitlerin önce çiftçileri ardından da tüketicileri etkilediğini ortaya koyuyor. Tarım çalışanları pestisitlerin hazırlanması ve uygulanması sırasında; karıştırma, yükleme, püskürtme, ekipman temizleme ve bakım, ayıklama ve toplama sırasında pestisit uygulanmış ürünlere temasla pestisitlere maruz kalıyor. Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık’a göre çeşitli pestisitlerin zehirli etkisi, tarımsal üretim alanına atıldığında kiminin 3 gün, kiminin 30 gün, kimininki ise 3 ay devam ediyor. Bunların önemli bir kısmı ise çevreye yayılıyor.
Bilimsel çalışmalara göre, birim alana atılan pestisitlerin yüzde 95’i hava olayları, yağış, sulama ve benzeri gibi faktörlerle atıldığı bölgenin dışına taşınıyor. Zehirsiz Sofralar (zehirsizsofralar. org) Sivil Toplum Ağı’nın yaptığı çalışmaya göre 41 pestisit etken maddesi çiftçi, tarım işçisi ve çocuk sağlığı için çok büyük tehlike taşıyor. Söz konusu çalışmaya göre 13 etken madde çiftçiler ve tarım işçileri için son derece zararlı. İnsan ve hayvan bedeninin birçok işlevini hormon sistemi düzenlediği için, hormonal sistem bozucu pestisitler sağlığı pek çok açıdan etkiliyor. Çiftçiler bu tür pestisitlere maruz kaldıkları her an; hormonla ilişkili kanser türleri (prostat, testis, meme), metabolizma bozuklukları (obezite, diyabet), üreme fonksiyonu bozuklukları (doğurganlığın azalması, çocuklarda cinsiyet gelişim bozukluğu, örneğin erken ergenlik), kalp ve damar hastalıkları, zihin ve davranış bozuklukları gibi ciddi hastalık riskleriyle karşı karşıya kalıyorlar. Hormonal sistem bozucu pestisitler, özellikle çocuklar ve anne karnındaki bebekler için daha tehlikeli.
TÜKETİCİ DE ETKİLENİYOR
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği de gıdalardaki kalıntı sorunları nedeniyle kanserden endoktronolojik hastalıklara kadar pek çok sağlık sorununa neden olan pestisitlerden, en çok çiftçiler ardından da ürünleri tüketenler etkilenmeye devam ediyor. Çukurova Üniversitesi’nde Dr. Saliha Çelik tarafından yapılan bir araştırmada, Adana Ceyhan’daki 66 tarım işçisi ve çiftçiden saç ve kan örnekleri alındı. Elde edilen sonuç, sadece pestisit kullanan çiftçilerin değil, bu ürünleri tüketenlerin de etkilendiğini gösteriyor.
TOPRAKTAKİ CANLILAR ÖLÜYOR
Tarım, dünya çapında ekonomik olarak istikrarsız bir endüstri. Bazan çiftçiler tarım kimyasalları ve sentetik gübrelere bağlı hastalıklar nedeniyle topraklarını işleyemiyor. Çok uluslu şirketlere karşı köklü savaşlarla uğraşıyor, her yıl kredi almak zorunda kalıyorlar. Kullanılan tarım zehirlerinin topraktaki canlılığın ölmesine ve suların kirlenmesine neden olması da çiftçileri zor durumda bırakıyor.
MİLYONLARCA $’LIK DAVALAR AÇILIYOR
Pestisit kullanımı sonucu oluşan insan ve çevre sağlığına yönelik zararların tazmini genelde mümkün olmuyor. Çünkü, oluşan sağlık ya da çevre zararı ile pestisit kullanımı arasındaki bağlantıyı bilimsel olarak göstermek çok zor. Bu zorluk, yargı süreçlerinde şirketler lehine bir durum oluştursa da, pestisitlere maruz kaldıkları için kanser hastalığına yakalanan kişilerin üretici şirketlere açtıkları tazminat davalarını kazandıkları örnekler de mevcut. Dünyanın önde gelen tarım ilacı üreticileri şirketler yüz milyonlarca dolar tazminat ödemeye mahkum edildi.

***

TARIMDA VERİLERİ DRONELAR TOPLUYOR
Teknolojinin tarımda kullanılmasına iyi örneklerden biri de insansız hava aracı dronelar aracılığıyla toplanan veriler oldu. GROUPAMA Araştırma Mühendisi Timothee Craig, “Bir tarım alanını tüm detaylarıyla incelemek günler sürüyordu ve düzgün ölçümler yapılabilmesi için farklı malzemeler gerekiyordu. Yağmur, dolu gibi mevsimsel koşullarda mahsüllerin hasar miktarını doğru bir şekilde değerlendirmek ve tahmin etmek için yapılması gereken farklı ölçüm türleri vardı” sözleriyle aktardı. Drone teknolojisi yaygın bir şekilde kullanılabilir hale geldiğinde şirket hızlı bir aksiyon alarak DJI Matrice 200 ve Phantom 4 Pro (P4 Pro) ürünlerinden satın aldı. GROUPAMA Araştırma Mühendisi Timothee Craig sözlerine “DJI Matrice 200 [M200] kırsal bölgede taşınmak için büyük olduğundan, sürekli farklı kameralarla kalibrasyonu sabit tutmaya çalışıyorduk. Sürecin çok daha uzun sürmesine neden olan başka faktörler de vardı” cümleleriyle devam etti.

BİYO KÜTLE HESABI YAPILIYOR
Timothee Craig ve GROUPAMA ekibi P4 Pro’le edindiği görüntüleri bitki biyokütle haritalarına dönüştürmek için çalışmalara başladı. GROUPAMA Araştırma Mühendisi Jingmin Guan bu konuda şunları anlattı: “Alan uzmanlarımız; P4 Pro’le sahada, internet bağlantısı olmadan, bir iPad Pro kullanarak yarım saat içinde tam çözünürlüklü görüntüler edinebiliyor. DJI 2019 sonbaharında P4 Multispectral’ı (P4M) piyasaya sürdüğünü açıkladı. Biz de bu ürünün bütün beklentilerimizi karşılayabileceğinden emindik. Bundan dolayı hiç vakit kaybetmeden satın aldık.” DJI P4M modelinde 1 RGB kamera ve mavi, yeşil, kırmızı, kırmızı kenar ve yakın kızılötesi bantları kapsayan 5 kameralı çok spektrumlu bir kamera dizisi bulunuyor. Kameralar GROUPAMA’nın beklentilerinin üzerinde ve ötesinde performans göstererek, birçok Fransız çiftçinin haritalama için kullanmaya alışkın olduğu uydu görüntülerinden daha iyi çözünürlükle ve daha doğru sonuçlar verdi. Timothtee Craig P4M’nin görüntü kalitesiyle ilgili deneyimleriyle ilgili “Uydu görüntülerinde kabaca piksel başına 20 metre çözünürlükte görüntüler elde ediyorduk. P4M ile piksel başına 10 santimetrenin altında çözünürlükler sunabiliyoruz” diye konuştu.

***

TARFİN MOBİL 260 BİN ÇİFTÇİYE DESTEK VERDİ
Tarfin Mobil, iki yılda Türkiye’de 260 bin çiftçiye ulaştı. Tarfin CEO’su Memecan, “Tarımsal üretimin artırılmasına katkı sunuyoruz” dedi
Geleneksel tedarik kanallarını dijitalleşme ve teknolojiyle optimize eden Tarfin’in mobil uygulaması Tarfin Mobil, 2 yılda tarım sektörünün teknoloji odaklı gelişimine damgasını vurdu. Uygulama ilk günden itibaren 260 bin kişiye ulaştı. Uygulamayı en yoğun kullanan ilk 5 il sırasıyla 64 bin kullanıcıyla Ankara, 43 bin kullanıcıyla Konya, 35 bin kullanıcıyla İzmir, 16 bin kullanıcıyla Bursa ve 13 bin kullanıcıyla Antalya oldu. Amaçlarının Türk çiftçisini güçlendirmek olduğunu belirten Tarfin Kurucusu ve CEO’su Mehmet Memecan, “Tarım tedariki konusunda lider dijital platform olarak, çiftçilerin her türlü talebini karşılayabilen, tarımsal değer zincirindeki her noktada aktif olarak yer alarak çiftçiye her anlamda destek verebilen bir şirket olmaya odaklanıyoruz” diyor. Tarfin Mobil’i tarımda bu derece ön plana çıkaran ise yarattığı değer oldu. Tarfin Mobil uygulaması, çiftçilerin bulunduğu bölgelerdeki en güncel tarım girdilerindeki fiyatları karşılaştırmalı olarak sunuyor. Böylelikle çiftçiler en uygun fiyatları bulabilecekleri Tarfin ortak satış noktalarını karşılaştırabiliyor, ürünlerini ödeme döngülerine göre satın alabiliyor. Tarfin, geliştirdiği makine öğrenmesine dayalı tarımsal risk skorlama modelleri üzerinden tüm vadeli tarımsal girdi satış sürecini 3 dakika içinde tamamlayabiliyor. Çiftçiler daha sonra ihtiyaç duydukları ürünleri seçtikleri satış noktasından teslim alıyorlar.

1.5 MİLYON KARŞILAŞTIRMA
Bugün Tarfin Mobil, çiftçilerin tedarik süreçlerini kolaylaştıran fiyat, ürün ve marka karşılaştırması, satış noktasına hemen ulaşabilme özelliğiyle öne çıkıyor. 50’den fazla marka ve 200’den fazla ürünün fiyatı, uygulama üzerinden çiftçiye karşılaştırmalı olarak sunuluyor. 2 yılda 1.5 milyon kez ürün karşılaştırmasına aracılık eden uygulama üzerinden bugüne kadar 20 binden fazla çiftçi alışveriş başvurusunda bulundu.
TARIMI GÜÇLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ
Türkiye’nin potansiyelini tam olarak ortaya koyması için özellikle çiftçiyi üretim aşamasında destekleyecek daha çok tarımsal yatırıma ihtiyaç olduğunu belirten Mehmet Memecan, bu soruna çözüm olmak için yola çıktıklarını söylüyor. Tarfin Mobil’in de bu konuda ortaya konulmuş en önemli araçlardan biri olduğunu ifade eden Memecan, iki yılda kat ettikleri yolu ve bundan sonraki hedeflerini şöyle paylaşıyor: “Çiftçilerimizin Türkiye’nin geleceğinde kritik bir rolleri olduğuna inanıyoruz. Amacımız Türk çiftçisini güçlendirmek. Tarfin Mobil, Türkiye genelindeki geniş satış noktası ağıyla, çiftçilerin ihtiyaç duyduğu tarım girdilerine istedikleri vade imkânıyla ulaşmalarını sağlıyor. Türkiye’nin tarımsal üretimine sağladığımız katkıdan gurur duyuyoruz.”
Kaynak:Turkuvaz Medya